Ads by InfoAd Options
en_US
en
2096
ANASAYFA

antakyatube.com

enable
skins/scmRed/skin.css
Song 0|http://www.youtube.com/watch?v=3x2ABSAMVno
true
true
100
1
top
false

Antakya hakkında aradığınız en doğru ve en güzel bilgileri bu sitede bulabilir, Hatay ile ilgili yazılmış tarihi ve kültürel yazıları okuyabilir, en leziz yemek ve meze tariflerini en ince ayrıntısına kadar elde edebilir, bu tarifleri evinizde kolayca uygulayabilirsiniz. 

 

Nisan ayının son günleri havaların ısınmasıyla birlikte iç mekanlardan daha çok, açık alanlarda vakit geçirme fikrinin ağır basmaya başladığı bu günlerde sözüm ona yoğun ders programından sıkılmış birkaç öğrenci, şehrin gürültüsünden uzaklaşmak, biraz spor yapmak, bol bol fotoğraf çekmek ve belki de ileriki yıllarda bu günleri anıp iç çekmek için uzun bir yürüyüş yapmaya karar verdik.

Bu yürüyüş için seçtiğimiz yer, tabiî ki iyi korunmuş ve şehirden uzak olmalıydı. Çok şükür ki Hatay'da böyle yerler hala var Serinyol Yıldırım Kafa dinlemek için seçili yerlerden biri..


 

Nerede Ne Yemeli?

Aslına bakarsanız nerede ne yemeli sorusu, kısıtlı bir çeşitliliği tanımlama amacı güder. Oysa Antakya'da hemen her köşe başı bir lezzet tarafından tutulmuştur. Eğer Antakya'ya gelişinizin sebeplerinden biri de yöresel lezzetlere erişmek ise, gözünüzü dört açmalısınız. Çünkü tarihin, çarşının-pazarın büyüsüne kapılıp gezerken, farkında olmadan ummadığınız bir lezzetin yanından geçip gidebilirsiniz. Hatta bazen bir kokuyu takip etmek, bir sese kulak kabartmak ta gerekebilir. “Küncülü Kahke” diye bağıran bir satıcı aslında susamlı simit satmamakta, sizi o lezzete davet etmektedir.


Tabiat o kadar cömert, toprak o kadar bereketlidir ki, Hatay için hiç bir şeyi esirgememişlerdir. Her şey o kadar boldur ki bazen her şeyi üstüste zanneder, bir caddede veya çarşıda gezerken tüm kokuların birbirine karıştığını hissedersiniz. Künefenin kokusu kebaba, baharatın kokusu peynire... Yöresel yemekleri, sitemizde "Restaurantlar" bölümünde anlatılan restaurantlarda tadabilirsiniz. Size sunacakları yemek listesinden Antakya mutfağının en nadide yemeklerinden birini seçebilirsiniz. Seçim yapmak zor olacaksa, şefin tavsiyelerine uymak galiba en doğrusu olacaktır.


Bir öğle yemeği için küçük bir maceraya ne dersiniz? Uzunçarşı'da bir kasaba gidersiniz. Yiyebileceğiniz kadarıyla (mesela 150 gram) kağıda et yaptırırsınız. Kağıt üzerine serilmiş eti alır, kasabın oldukça yakınındaki Sait Usta'nın fırınına gider, bunu fırında bulabileceğiniz bir teneke parçasının üzerine koyup fırıncıya verirsiniz. Aman dikkat edin, etiniz başkalarınınkilerle karışmasın. Etiniz fırından çıkınca ustadan bir yuvarlak somun (Halebi ekmek) alıp ortadan yarar ve eti arasına koyarsınız. Hadi buyrun mükemmel bir lezzete!


Künefenin en lezzetlisini Köprübaşı'nda birbiri ardına sıralanmış künefecilerde yiyebilirsiniz. Künefeyi daha önce Türkiye'nin pekçok yerinde tatmış olabilirsiniz. Her ne kadar görünüşü ve yapılış tarzları aynı olsa da, yediklerinizin en lezzetlisi olacaklardır. Eskiden künefenin yanında şekersiz soğuk süt içilirdi. Şimdilerde ise kaymaklı, dondurmalı künefe gibi abuk-subuk adetler çıkardılar. Sakın aldanmayın! İlle de bir şey içmek isterseniz şekersiz soğuk süt isteyin. En azından, sıcak yaz gününde veya gecesinde (genelde gece yemeyi tercih edin, ortalık daha serin olur) içinizin yanmasını önleyecektir.


Harbiye'ye gittiniz. Sizi kapılarda karşılayan pek çok restoran görürsünüz. Hangisini seçeyim diye düşünmeyin. Aklınızın kestiği herhangi birine girin. Asla pişman kalmazsınız. İlk önce masanıza bir kap içinde nane, maydanoz, soğan, biber'den oluşan yeşillik getirirler. Limon sıkıp, yemeklerle beraber bol bol yiyin. Biterse çekinmeyin, tekrar isteyin. Ücrete dahil değildir. Tepside sunulan mezelerden (isimlerini mezeler bölümünde bulabilirsiniz) dilediğinizi seçebilirsiniz. Sıcak yemek olarak ızgara piliç yemenizi tavsiye ederim. Leziz olur. Yarım piliç ezilerek ızgara edilmiştir. Üstüne de fıstıklı künefe yediniz mi, Harbiye ödeviniz (!) tamamlanmış demektir.


Antakya, ayaküstü tadabileceğiniz lezzetler diyarıdır. Züngülü (bildiğiniz halka tatlısı) imalatçısının önünde sıcak sıcak yemelisiniz. İkindi vakti açlık hissettiğiniz de (o kadar şey yemenize rağmen, bravo!) seyyar satıcıdan alacağınız küncülü kahkeyi tuz-kimyona batırarak yiyebilir, yanında ayrancıdan alacağınız buz gibi ayranı içebilirsiniz. Lezzetini tamamlar. İçiniz yandığında imdadınıza meyan şerbetçileri yetişir. Kabak tatlısını da ihmal etmeyin. Hemen her tatlıcıda vardır. Humus diyeceğim ama, Harbiye'de yemişsinizdir. Eskiden olsa tavsiye edeceğim tek yer vardı: Emmi Hasip'in yeri! Hey gidi Emmi Hasip. Biraz ağzı bozuktu ama, sırf gülmek için gidip humusundan yerdik. Çarşıda da, kunduracılardan çıktınızmı göreceğiniz Cevizli Helvacı Mehmet Ali amca vardı. Türkiye'de bu tatlıyı yapan tek kişiydi. 1990 yılına kadar Antakya'ya seyahat etmiş olanlar onu ve tatlısını mutlaka hatırlayacaklardır. Bir de taze nohut var. Yaz başlangıcında giderseniz, demet demet satılan taze nohutu alıp yiyebilirsiniz. Ama etrafı kirletmeyin.

Tepsi Kebabı
Kağıt Kebabı
Ahmediye Camii avlusunda
közde pişmiş künefe